 SunRind | 23 Temmuz 2008 11:00 Çarşamba Marksizm: Her Zaman Yeni Bir Açılım ( )
Marksizm: Her zaman yeni bir açılım
Mutlak doğrunun peygamberleri ile her gün dolmuşta, otobüste, takside, bakkalda karşılaşıyoruz. Marksizm ise önce Marksistleri sorguluyor. Kendisinin topluma ve çevreye bakılacak bir dürbün olmadığını ilan ediyor. Ve bizler, bunu duymaktan kaçamayacağız.
Modern dünyanın tarihin muhtelif dönemlerini zorlayan zenginliğini ve çerçeve bolluğunu sınırlandırmaya kalkışmak, modern yazın ve düşün sürecinin kemikleşmiş bir ironisi. Bu durum, açıklama biçimlerimize veya perspektiflerimize ait bir imkansızlığı içermemeli. Tam aksine, açıklama imkanlarına yönelik açılımları; kuşkuculuğu, yaşamı üretmeyi ve zenginliğe açıklığı imliyor. Durduğumuz yeri kemikleştirmeyen açık-uçlu bir diyalektik. Perspektiflerin sürekli sınanması üzerine kurulu bir düşün.
Kişilerin/kimliklerin tarafına ve perspektiflerine yerleşme anlamında bir edim değil Marksizm. Marksizm tam olarak hayatın yeniden üretim aşamalarında bilim ile ufuğun, umut ile materyalizmin, ütopya (olmayan ülke) ile topyanın (olan yer) kesiştiği yerde kendini geliştiriyor. İleriye doğru bir atılım ve kendini aşma hali. Çok da zorlamaya gelmiyor birine idealist, diğerine materyalist veya her ne haltsa çerçevesine sokup çıkarmak. İnsanın insan olarak özgürlüğünün herkese ait olduğunu ve bunu yüceltme koşullarını düşünmek yeterli olsa gerek.
Marksizm'in bilimselliÄŸi
Marksizm'in birçok kez bilimselliğinden dem vuruldu. Bilim, özgürlük ve insani değerlerin birleştiği bir insan edimi ise Marksizm bir bilimsel açıklamadır. Ancak Marksizm bilim de değildir. Bilimdir ama bildiğimiz anlamda değil. Bilim, özgürlük, insani değer, açlık, duygulanım veya yabancı olmanın sıkıntıları üzerine düşünmüyor günümüzde. Marksizm araçsal bir teknik veya teknoloji değildir ki, günümüz bilim konsepti içersine (bir kez daha) sokulup çıkarılsın. Bize, kendimizin farkında olmamışlığımızı, farkında olmuşların (pişmiş, olgunlaşmış, şekerlenmiş) peşine takılarak aşacağımız doktriner öğretmenleri salık vermez. Yaşam kadar açık, aynı zamanda da onun kadar kapalıdır. Yaşamı baskısız üretmenin gerekliği üzerine bir sözdür yalnızca. Sonrası sonra. Çizelgeler, grafikler, metotlar, yöntemler arasında boğulup gitmek değil, yaşamın açıklığına yönelik koşulları yaratmaktır.
Marx'ı tüketmek sınıfsız toplumla mümkün
Elbette bu, yaşamı, her şeyi boş vererek kucaklama tüketimi de değildir. Marx'ı tüketmek sınıfsız, imtiyazsız toplumun kuruluşu ile mümkündür. Modern düşüncenin hiyerarşik ve kutuplu sınıfsal zihni örgütlenmeleri bu yöndeki bir mücadeleyle alaşağı edilebilir. Marksizm tüm hiyerarşik sınıflandırmaların, yüceliklerin, aşağılıkların, altta kalanların, üste çıkanların, kadının, erkeğin, mutluların, mutsuz bırakılmışların kategorik düşünceyi de mümkün kılan toplumsal örgütleniş tarzlarımızda belirlendiği savını paylaşmaktadır. Ancak bu eşitsizliklerin özdeşleştirilmesine de karşıdır.
Yani bu perspektifte bir ve aynıların (diğerlerinin yerine kolayca ikame edilebilen meta-değerler gibi) oluşturduğu toplum ve madde fikri de olumsuzlanır. Bu iki tavır arasındaki 'gel-git'ler üretimci düşüncenin vakurluğunu ve insana özgülüğünü taşır. Bilginin mutlaklaşmadığı bir evreni savunurken, insanın kendisine ve çevresine ait bilgisinin eşsizliğine tüm kutsallıklara olduğu gibi karşıt olduğunu içten içe hissettirir.
Bizim tartışmalarımızda doğrucu bir yan bulunuyor; tüm gündelik yaşamımıza da sirayet etmiş bir şekilde. Mutlak doğrunun peygamberleri ile her gün dolmuşta, otobüste, takside, bakkalda karşılaşıyoruz. Marksizm ise önce Marksistleri sorguluyor. Kendisinin topluma ve çevreye bakılacak bir dürbün olmadığını ilan ediyor. Ve bizler, bunu duymaktan kaçamayacağız.
M. Yücebaş: Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Araş. Gör.
*Özgürlük Kendini Ya?ayabilmektir*// *Sars?lmaz San?* |
 seruvenci | 05 Nisan 2009 05:00 Pazar Ynt: Marksizm: Her Zaman Yeni Bir Açılım ( )
Marxist anlayışla bugünkü dünyanın sorunlarını, emperyalizme yönelen dünyanın yaşadığı ağır travma olarak görebiliriz. Burjuvazi bugün tüm dünyada yerelleşme çabasına hakimdir; son aşama, işsiz ordusunun gerçek büyüklüğünün oluşması ile sonlanacak gibi görülmelidir. Yerelleşen burjuvazi, doğu ve batıyı zapt u rapt edip küçük burjuvayı ortadan kaldıracak bir plan yürüttüğü için bunları ifade etmekte zorlanmıyorum. Mücadele şeklinin nasıl olacağı konusu toplumlara göre değişmektedir. İsyankar bir toplumla bizim gibi sinik bir toplum arasında mücadele şekli açısından farklar olacaktır. Ama bilinmesi gereken ilk şey, artık insana değerinin hatırlatılması ve tam demokrasi adına birlikteliğin sağlanmasıdır. Burada öne çıkacak başlıca sorun, gerizekalılaştırılmış veya gerizekalılaşmış insanların bu ayırda nasıl varacağının sağlanacağıdır. Bu noktada yapılacak en uygun hareket tarzı, bilinçlendirme amacı ile bilinçlendirecek kişilerin toplumun tüm alanında onlarla iç içe olmasıdır.....
Ey bülbül ö?ren a?k? pervaneden, o yanm???n can? ç?kt? da ç?t? ç?kmad?. (Sadi-i ?irazi) |