Şifremi unuttum
Forum Son Konular İletişim Dergi
Felsefe | Kültür Sanat | Siyaset | Teknoloji | Yaşa

Ana sayfa > Kültür Sanat > Edebiyat > Çizgi roman roman mıdır dersiniz

Şuan 0 kişi konuyu inceliyor.

Çizgi roman roman mıdır dersiniz


Sofistike
16 Temmuz 2009
01:00 Perşembe
Çizgi roman roman mıdır dersiniz
Shakespeare’in ünlü trajedisi Macbeth’in çizgi roman olarak yayımlanmasıyla gündeme gelen “Çizmek edebiyatı ucuzlatır mı” sorusuna Mario Levi, Elif ?afak, Cihan Demirci ve Turgut Yüksel “hayır” cevabı veriyor, Yiğit Okur’a göre ise “tartışmak gereksiz”

William Shakespeare’in en iyi trajedilerinden biri olan Macbeth tartışma yarattı. NTV Yayınları tarafından, Çizgi Roman Dünya Klasikleri projesinin ilk kitabı olarak yayımlanan Macbeth çizgi romanı, edebiyatçılar arasında polemikleri de beraberinde getirdi. Bazı yazarlar Macbeth‘in ya da herhangi bir kült edebiyat klasiğinin çizgi roman olarak yayımlanmasının edebiyatı ucuzlattığını düşünüyor. Diğer bir kesim ise edebiyatın ve kült eserlerin okunurluğunun sağlanması için çizgi romanların faydalı olacağını... Bu tartışmalar sürerken kitap ikinci 10 bin baskısını yaptı bile. Hâl böyleyken çizerlere ve yazarlara bir eserin yeni halinin edebiyatı ucuzlatıp ucuzlatmadığını sorduk. Gördük ki; telaşa mahal yokmuş.

Cihan Demirci: Kitap okumayan bir gençlik varken bu tip klasik romanların aslını bozmadan çizgi romana çevirmek bence mantıklı. Hele ki eserin özünü bozmadan Sevin Okyay gibi insanlar çeviriyorsa hiç şüphesiz ortaya çok iyi bir iş çıkar. Macbeth‘in adını bile duymamış insanlar böylelikle öğrenmiş olur. Ama tabii romanı bozup başka bir hale getirirseniz ayıp olur. Umarım bir gün bu tarz şeyleri yerli romanlar için de yaparlar.

Elif ?afak: Çizgi romanın edebiyatı ucuzlattığı savına hiç katılmıyorum. Tam tersine çizgi romanın önemli, deli güzel bir sanat alanı olduğuna inanıyorum. “Roman ağır olur, çizgi roman ise hafif” gibi bir yaklaşım var. Halbuki kaliteli bir çizgi roman ile kaliteli bir romanın buluşması heyecan verici bir eser çıkarır ortaya. Neil Gaiman’ı severek okuyan herkes bilir ki bunun çok iyi örnekleri var. Ben kendim de sadık bir çizgi roman okuruyum. Senelerdir takip ettiğim çok çizgi roman var. Romanlardan öğrendiğim kadar çizgi romanlardan da öğrenmişimdir.

Mario Levi: Her ne kadar ben yazarlığımı önemsediysem de benim eğitimci bir yanımda var. Ben üniversitede 13 yıldır yazı yaratımı dersleri veriyorum. Birinci amacım her zaman için çıtayı çok yüksek tutmayarak edebiyata çok yakın olmayan insanlara edebiyatı sevdirmektir. Bu dizinin devamı gelecek mi bilmiyorum ama bu girişimin edebiyatı sevdirebileceğini düşünüyorum. Ne yazık ki bugün hem Türkiye’de hem de dünyada ortalama bir insana kolay kolay Macbeth okutamazsınız. Bunu bir başlangıç olarak görebilirsek, okurlar yeterli görmeyip daha da ileri gidip, kitabı alıp okuyabilirler. En azından bu umudu taşırız. Sevin Okyay çok nitelikli bir çevirmendir. Kendisinin de içinde olduğu bir girişimin yararına inanıyorum. Bunun ardından niye bir Çehov gelmesin? Kesinlikle edebiyatı ucuzlattığını düşünmüyorum. Son derece olumlu bir girişim olarak görüyorum ve devamını da bekliyorum.

Yiğit Okur: Bir romanın yahut klasikleşmiş bir edebiyat eserinin çizgi roman olarak basılmasının edebiyata zararı olmadığı gibi faydası da yoktur. Tartışmaya gerek olduğunu düşünmüyorum.

Turgut Yüksel: Biri resimli kitaptır, tasarlanan dünyayı gösterir. Diğerinde anlatılan dünyayı siz zihninizde canlandırırsınız. İkisinin tadı farklıdır. Ama ikisi birleşince özellikle de edebi tat çizgiye doğru taşınmışsa tadından yenmez. İskandinav mitolojisiyle ilgili bildiğim bütün ayrıntıları Thor çizgi romanından öğrendim. Mouse çizgi romanında da Auschwitz’in hiçbir yerde bulamadığım detaylı yerleşim planını gördüm... Örnekleri çoğaltabilirim ve edebiyatı da hiç ucuzlattığını düşünmedim. Tam tersi Suç ve Ceza‘nın da çizgi romanının yapılmasını bekliyorum.

taraf gazetesi

nirvana
16 Temmuz 2009
03:00 Perşembe
Ynt: Çizgi roman roman mıdır dersiniz
o zaman bende hayatım roman diyenlerin anlattıkları roman mı diye sormak istiyorum.geyiğe bağladığım içinde özür dilerim konu sahibinden  :buck:

Sofistike
16 Temmuz 2009
06:00 Perşembe
Ynt: Çizgi roman roman mıdır dersiniz
Çizginin yada edebiyatın daha iyi taşıyabileceği konular var.
Sanırsam Macbeth çizgiroman için o konulardan biri değil.

brown
16 Temmuz 2009
06:00 Perşembe
Ynt: Çizgi roman roman mıdır dersiniz
İkisi de farklı şeyler ki, karşılaştırılamaz. Ya da öznel olur karşılaştırmanın sonucu. Kumlu kırmızı elma, yeşil elmadan daha lezzetlidir, ama armut yeşil elmadan lezzetli, kırmızı kumlu elmadan daha lezzetsizdir. Gibi. "Meyve"  sınıfında karşılaştırma yaparsan belki ama elma-armut özeline inersen biraz dolanırsın. Ben çok dolanırım mesela. : P

Okuduğum kitap, kahramanlarıyla , mekanlarıyla falan kafamda canlanır zaten, çoğu zaman. Onun, başkası tarafından resmedilmiş halini görmek ister miyim emin değilim. Ama okumadığım bir kitabın çizgi romanını görmek isterim, çok eminim.

Çizgi, ne gibi konuları iyi taşır, sayın sofistike? Cehaletten sormaktayım.

eksi273
16 Temmuz 2009
06:00 Perşembe
Ynt: Çizgi roman roman mıdır dersiniz
Hareket yoksa çizgi ile boğulur konu,
Hem beden hem vücut dili kullanımı fazla yoksa,
mesela "suç ve ceza" gibi bi roman çizgi ile nası anlatılacak ki... Sanırsam vicdanı çıkartırsanız suç ve ceza ucuz polisiye roman kıvamında olur. Olmaz bile belki.
Buyur "vicdan" denen şeyi çiz sıkıyosa
O tip roman hikaye için belkide yazı, anlatmak için daha iyi bi yol olabilir.

darkmoon
16 Temmuz 2009
06:00 Perşembe
Ynt: Çizgi roman roman mıdır dersiniz
Hazırloplar çağında klasikleri okumak
Emre Aköz


Olkan Özyurt'un dünkü haberi önemli. Klasik eserler, çizgi roman halinde okunabilir mi? Tartışmaya yol açan NTV Yayınları'nın, dünya klasiklerinden Shakespeare'in "Macbeth"ini yayınlaması oldu.
Bu eseri Kafka'nın "Dava"sı takip edecekmiş. Ardından Tolstoy'un "Savaş ve Barış"ı, Oscar Wilde'ın "Dorian Gray'in Portre" si ve diğerleri geliyor.
Bu konu önemli, çünkü mesele sadece klasiklerin çizgi roman haline getirilmesinden ibaret değil. Başka alanlarda da aynı olay karşımıza çıkıyor.

***
?u soruyla başlayalım:
Belli bir araçla oluşturulmuş olan bir yapıt, başka bir araçla ifade edilirse, eski yapıt ile yenisi arasındaki ilişki nedir?
Yani yazı aracılığıyla kurulmuş bir yapıt (diyelim ki Kafka'nın 'Dava'sı) çizgi roman yapılırsa, orijinal "Dava" ile çizgi "Dava" arasında nasıl bir ilişki vardır?
Bir kere şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Orijinal Dava "ne ise odur". Yani biriciktir.
Onun çizgi romanı ise orijinale kıyasla hem fazladır, hem de azdır.
Fazladır: Çünkü orijinal "Dava" sadece metinden oluştuğu için "görsel" değildir. Çizgi roman onu görselleştirerek, fazladan bir özellik katar.
Azdır: Çünkü çizgi roman, mantığı gereği, "Dava" metninin ancak bir kısmını okuruna sunar. Kalanını kırpar!
Yani daha okura ulaşmadan önce orijinal yapıt ile çizgisi arasında temel farklar vardır.

***
Peki ben klasiklerin çizgi roman haline getirilmesine karşı mıyım?
Hayır; karşı değilim.
Tutku derecesinde olmasa da çizgi romanları çok severim. (Söylemesi ayıp, Türk çizgi roman dünyasına mütevazı katkılarım olmuştur.)
Sorun şurada: "Klasik yapıt" ile "çizgi yapıt" arasındaki ilişki, esas olarak 'hikâye' üzerinden kurulur.
Çizgi romancı klasik yapıttan hikayeyi alır; kalanını kendi imgelemiyle oluşturur. Yani yorum yapar. Sinemada da bu böyledir, tiyatroda da...
* Yayınevi, "Bu çizgi romanı okuduğunuz zaman yapıtın orijinalini okumuş olacaksınız" demediği sürece... * Çizgi romanı satın alan da, "Orijinal yapıtı okumuş sayılırım" demedikten sonra bir sorun yoktur.

***
Peki ya tersi olursa?
Yani çizgi romanı okuyan kişi, kendini yapıtın orijinalini okumuş sayarsa ne olur?
Bunun ne gibi bir sakıncası var?
?öyle: Bilhassa klasikler söz konusu olduğunda, hikayenin çok da önemi yoktur.
Klasiklerin ilginçliği ve önemi, gayet tanıdık hikayeleri bile bambaşka bir üslupla anlatmalarından gelir.
Büyük yazarları, 'normal' yazarlardan ayırt eden özelliklerden biri üsluplarıdır.
Tabii bir de psikoloji meselesi var: Klasikleri kaleme alan büyük yazarlar, insan ruhunun arkeologlarıdır.
Kazarlar da kazarlar!

***
Dolayısıyla klasik yapıtı (romanı) başka bir araçla dönüştürdüğünüzde, mutlaka ortaya orijinalden farklı bir şey çıkar.
Usta yönetmen şahane bir 'Don Kişot' filmi çekebilir. Ancak o film asla Cervantes' in "Don Kişot"u olmaz. Olamaz.
Bir nokta daha...
Kendimizi kandırmayalım: 'Hazırloplar' çağında yaşıyoruz. 'Savaş ve Barış'ın çizgi romanını okumuş bir kişinin, daha sonra merak edip yapıtın tuğla kalınlığındaki aslını okuması çok düşük bir olasılıktır.
Çünkü kolay olan, zahmet gerektireni kovar. Ve sonunda iş Woody Allen'ın esprisine kadar dayanır: "Hızlı okuma kursuna gittim. 'Savaş ve Barış'ı yirmi dakikada okudum. Olay Rusya'da geçiyor."






Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.


...

bu son kısmı adminlerimiz görsün diye alıntıya dahil ettim.. :P

brown
16 Temmuz 2009
07:00 Perşembe
Ynt: Çizgi roman roman mıdır dersiniz
Hımm. eksiyle Emre Aköz aynı şeyden bahsetmiş gibiler. : P

Hap yapılıp verilen öyle çok bilgi var ki. Hatta bir ara, sırf bilmiş görünmek isteyenler için, çeşit çeşit konuda küçük küçük kitaplar çıkıyordu. Dost sohbetlerinde(!), ne çok şey biliyor dedirtmek için.

Buffy vardı. cnbce de, vampir avcısı kız. Hastasıyım. Bitti sonra. Ama 8. sezonunu (7 de olabilir) çizgi roman olarak yayınladılar. Hisleri ya da işte vicdan gibi çizilemeyeceğini düşündüğümüz şeyleri bile anlatabiliyordu. Hikaye var, kişilerin özellikleri var, mekan zaten süper ve bir de hisler var. Suçluluk hissi, abazanlık durumu (valla), görevini yapıp ölmenin verdiği huzur, hayatına anlam katmış olmak, kardeşe karşı hissedilen vicdan azabı, seçmediği bir görevin verdiği sıkkınlık, kaçıp gidememenin verdiği huzursuzluk  ... Klasiklerde anlatılanlardan farklıdır belki bu hisler ama okuyana geçiyordu.

Nasılını bilmiyorum ama olmuştu yani. Eleştirmen gözüyle değil de, eserin hastası olarak okumak, görmek lazım belki de.

(Avukatlık bir durum yok di mi darkmoon? : P)

İletişim | Üye olmak istiyorum | Şifremi unuttum
Son bir saattir 1 kişi sofistike'de